KÖYÜM BÜYÜKKARAPINAR Hasan ŞİMŞEK

  • Skip to content
  • Ana menü bloğuna geç ve giriş yap.

Blok arama görünümü

Dolaşım

Arama

Buradasınız: Home

Ana Menu

  • Anasayfa
  • Büyükkarapınar Yazıları
  • Büyükkarapınar Kitabı
  • Basında Büyükkarapınar
  • Biyografik Eserlerim
  • Eğitim Danışmanlığı
  • Genel Yazılarım
  • Köyümüzden Haberler
  • Kim Kimdir?
  • Akademisyenlerimiz
  • Fotoğraflar
  • İletişim
  • Teşekkür

Anasayfa

ŞEHİT CENAZELERİNE KARŞI GÖREVLERİMİZ

  • Yazdır
  • E-posta
Detaylar
Kategori: Köşe Yazılarım
Yayın tarihi: Salı, 20 Ekim 2015 16:07
Yazar: hasan-simsek
Gösterim: 3381

ŞEHİT CENAZELERİNE

KARŞI GÖREVLERİMİZ

Böyle bir yazı yazmayı üç dört yıldır kafamdan geçiriyor ve şehit cenazelerine karşı katılımın neden düşük olduğunu, millet olarak neden sıkı bir duruş sergilemediğimizi kafamda sorguluyordum. Şehit jandarma üsteğmen Ünal DARBOĞAZ’ın cenaze töreni bu yazıyı yazmama vesile oldu.

Şehitlerimize ve devletimize, milletimize  karşı görevlerimizi gerektiği şekilde yapabiliyor muyuz? Bana kalırsa çoğumuz yapamıyoruz, yapmıyoruz. Üç beş yıldır gözlemlerime dayanarak halkımızın çok duyarlı olmadığını hep yazdım durdum. Bu yazımda yaşadığım ve gözlem yapma imkânı bulduğum bir şehit cenazesi töreninden ve bizlerin bu konudaki ilgisizliğinden söz edeceğim.

Dün 18 Ekim 2015 Pazar günü ülke genelinde üç şehidimizin cenazesinin kaldırıldığı ve ikisinin de şehit düştüğü acı günlerden biriydi. “Ateş düştüğü yeri yakar demiş.” atalarımız. Boşuna söylememişler bu sözü ateş düştüğü yeri cayır cayır yakıyor, yürekleri dağlıyor. Evlerde, cami avlularında, şehitliklerde gözyaşları, ağıtlar insanın yüreğini parçalıyor.

Yer İstanbul -Ataköy,5.Kısım Ömer Duruk Camii, bir şehit cenazesinin kaldırılacağı haberi TV’den belli belirsiz eşimin kulağına şöyle bir çalınmış. Haber doğrulamak için iki üç saat arayış içine girdik ama muvaffak olamadık. İlk duyduğumuz haber doğrultusunda kızım Özlem ile birlikte cenaze törenine katılmaya karar verdik. Şimdiye kadar İstanbul’da hiçbir şehit cenazesine katılmak bana nasip olmamıştı. Biraz araba ile biraz yürüyerek şehidin cenaze namazının kılınacağı Ömer Duruk Camii’nin avlusuna ulaştık. Avluda sivil ve askeri erkân tam kadro orada idi. Hepsi, değişik zamanlarda onlarca şehit verdiğimiz Dağlıca’da önce yaralanıp sonra şehit olan Jandarma Üsteğmen Ünal DARBOĞAZ’ a son görevlerini yerine getirmek için gelmişlerdi. Orda şehit yakınlarının acılarını feryatlarını duyup etkilenmemek için yüreklerin nasır tutmuş olması gerekirdi. İkindi namazın müteakiben şehidimizin namazını İstanbul müftüsü kıldırdı, namazdan önce anlamlı ve sıkıcı olmayan veciz  bir konuşma yaptı. Şehit üsteğmen Ünal DARBOĞAZ’ın naşı bir top arabasına konularak askerî törenle şehitliğe doğru giderken aklımdan şunlar geçti, daha önce de hep geçerdi:

 Biz neden bu içinde yaşadığımız güzel vatanımız için ölen insanlarımıza karşı bu kadar duyarsız olduk? Cenaze namazının kılınacağı ve trafiğin müsait olduğu Ömer Duruk Camii,   Bakırköy ve Bahçelievler, Güngören, Küçükçekmece, Zeytinburnu gibi nüfusun yoğun ve ulaşımın kolay olduğu yerleşim yerlerine yakın. Üstelik de günlerden Pazar, halkımızın, 

kendileri için canını veren insana karşı borcunu ödeyeceği müsait bir ortam. İnsanlarımız böyle müsait bir ortamda iki üç saat zamanını ayırıp da şehidimize karşı son görevini yapmadı? Acaba cenaze törenine katılım için yeterli duyuru yapılmadı mı? Yoksa halkımız kutsal bildiği değerlere karşı aymazlaştı mı?  Yurt genelinde şehit cenazelerine katılımın olduğundan daha düşük olması araştırılacak bir konudur. Ölen kendisi için değil kutsal bildiği vatan savunması için ölüyor. Hepimiz adına ortak iş yapıp bizler adına hayatını sonlandırıyor. Ortak değerlerdeki paylaşımın azalması bilim adamlarımız tarafından derinliğine mutlaka araştırılıp kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Hâlbuki bir terörist cenazesinde Diyarbakır, Şırnak ve Hakkâri’de on binler katılıyor. Nüfusu

milyonları aşan kentlerimizden Ankara, İzmir, Konya ve Hatay’da katılım, oran olarak çok düşük. Ulusça yapılması gerekeni sıkı duruşumuzu gevşeterek devlet görevlilerine havale etmiş gibi bir hâl almış durumdayız. Öbür yandan az da olsa heyecanlı gençler tarafından söylenen  “ Şehitler ölmez, vatan bölünmez! “  sloganları sıradan sokak söylemleri hâline gelir duruma düştü. Şehit cenazesinin kaldırılacağı camiinin bulunduğu yer çevre semtlere ulaşımın kolay olduğu, nüfus yoğunluğunun en kesafetli olduğu yer. Cenaze yakınlarını saymazsanız sivil katılım bu cenaze töreninde de oldukça düşüktü. Halkımızda bu ilgisizlik, vurdumduymazlık neden? Askere gidip de şehit olarak dönmeyi halk olarak, millet olarak iyice kanıksadık mı? Bizim yerimize hiç tanımadığımız bir vatan evladının ölmesi bu kadar ucuz atlatılacak bir olay mı? Maddi ve manevi ağırlığı üzerimizde hiç yok mu?

Şehitlerimiz, kendilerinin ve babalarının tapulu malları için değil, vatan toprağı için canlarını veriyorlar, vatan için ölenleri bu dünyadan uğurlarken on binlerin yerine göre yüz binlerin onları son demlerinde uğurlaması vatanımız ve şehitlerimiz adına vazgeçilmez bir görevimizdir. Vatan ve millet sevgisi hepimizde sözde değil özde olmalıdır. Bunu da davranışlarımıza göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.

Tüm gelmiş geçmiş şehitlerimizi rahmetle anarken, dini inancımıza göre vatan savunmasında ölmek ölümlerin en yücesidir. Onlar ölü denmez. Kur’an-ı Kerim bize bunu şöyle açıklar:

“Allah yolunda öldürülmüş olanlar için ölüler demeyin.

Onlar diridirler. Fakat sizin aklınız buna ermez.”

                                                                         Bakara Sûresi, 154.âyet.

Sonuç olarak, özellikle büyük kentlerde toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirmekte zorlansak da özellikle terör olaylarında ve şehit cenazelerinde hepimizin çok duyarlı olması vatandaşlık sorumluluğunun gereğidir diye düşünüyorum. 20.10.2015. Hasan ŞİMŞEK

HAVADAN SUDAN

  • Yazdır
  • E-posta
Detaylar
Kategori: Köşe Yazılarım
Yayın tarihi: Perşembe, 15 Ekim 2015 16:47
Yazar: hasan-simsek
Gösterim: 3520

HAVADAN SUDAN …….

Yazacaklarım havadan sudan şeyler değil!

Kiraz, elma üreticileri ürünlerinin değerinin karşılığını alamıyorlar, dış pazarlar alabildiğine daralmış, içeride vatandaşın tüketim gücü yok denecek kadar azalmış.

Komşu ülkelerle ilişkiler Cumhuriyet Dönemi’nde hiçbir zaman böyle olmamıştı. Batı’dan ve Doğu’dan kıskaç hâlindeyiz.

Ekonomi durma noktasında, ülkeden sermaye kaçışları var. Ülke genelindeki olumsuzluklar şüphesiz bizim Taşeli Yöresi’ne de yansıyor.

Kömür ocaklarının tam kapasite ile çalıştırılmadığı bilgisi var. Üretim düşük olunca buna bağlı ekonomik etkinlikler, başta nakliye olmak üzere, çarşı-pazar ve esnafa da olumsuz olarak yansıyor. Ermenek pazarında bir tat tuz / ekonomik canlılık yok!

Baraj altındaki arazilerin kamulaştırılması ile sağlanan paralar artık gelmiyor, bitti. Kömür ocaklarının eskisi kadar üretim yapamaması, barajların altında kalan yerlerden sağlanan kamulaştırma parası artık tükendi. Herkes şunu bilmeli: Artık Ermenek’teki ekonomik canlılık iki yıl öncesi gibi değil, para muslukları kuruyacak ölçüde azaldı.

Borç yiyen kesesinden yer hesabı Ermenek Esnaf ve Sanatkârlar Odası Yönetim Kurulu’nun büyük uğraşılarla KOSGEB’den alınıp esnaflara kullandırılan krediler bir nebze esnafı rahatlasa da işletmeciliğe dönüştürülmez, üretimde devreye girmezse daha da sıkıntılı bir hâl alır. Önümüz kış, yörede yaşam daha da zorlaşacak, yakacak ve yiyecek fiyatları büyük şehirleri aratmayacak ölçüde.

Taşeli Yöresi’ndeki siyasi aktörler ile il merkezindekiler, yaptıkları seçim gezilerinde halka gerçekleri ve yapabileceklerini değil yapamayacaklarını söylüyorlar.

Yeşil Ermenek gazetesinin geriye dönük sayılarına şöyle bir bakarsak üst düzey siyasetçilerimizin ne kadar gerçekleşmeyen şeyleri söyledikleri görülür. Örneğin siyasi iktidarı verdiği çok büyük orandaki oylar ile destekleyen Başyayla ilçemizin Konya yol bağlantısı ( Serper- Yörük pazarı arsı ) bitirilip hizmet açılamadı. Serper-Tepebaşı-Sarıveliler yönünden dolaşarak Yörük Yaylası’na çıkıyorlar.On  yıldır yazarız.. İhaleye verildi, verilecek; yapıldı yapılacak; yapılmadı kardeşim! Yapamayacağın bitiremeyeceğiniz işin sözünü neden veriyorsunuz? Vaat edilen projeler gecikmeli de olsa yapılmaz hayata geçirilmez ise siyasi aktörlere güven kalmaz! Ülke genelinde olduğu gibi Taşeli Yöresi’nde ve ilimiz Karaman’da güven bunalımı yaratmayacak özü ve sözü doğru siyasetçilere ihtiyacımız var.

Doğrudan yöre insanını şimdilik ilgilendirmese de Ermenek Baraj Gölü’nün katı ve sıvı atıklardan korunması için şimdilik hayat geçirilmiş bir proje yok. Unutmayalım Ermenek Barajı’nın temeli ekonominin dip yaptığı bir zamanda atıldı. Şimdi yapılan o baraj gölünün kirlilikten korunması için bile önlem almakta aciz bir durumumuz var.

Sonuç olarak, altından kalkamayacak vaatlere insanlarımızın hayal dünyasını oya dönüştürme talebi ve söylemi, yakın gelecekte siyasetçileri  dün bugün olduğu gibi yarın da sıkıntıya sokar. Yazılanlar silinip kaybolmuyor. Yeşil Ermenek arşivinde herkes kendini görmeye hazırlıklı olarak söylem ve vaat geliştirmelidir, diye düşünüyorum. Saygı ve sevgilerimle.1

3.10.2015. Hasan ŞİMŞEK

Sayfa 44 / 85

  • Başlangıç
  • Önceki
  • 39
  • 40
  • 41
  • 42
  • 43
  • 44
  • 45
  • 46
  • 47
  • 48
  • Sonraki
  • Son

Bizi Ziyaret Edenler

Bugün 21

Dün 32

Haftalık 258

Aylık 1421

Toplam 50566

Currently are 5 guests and no members online

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Gücünü veren Joomla!®