Anasayfa
TELEFON ŞİRKETLERİ TÜKETİCİLERİN KANINI EMİYOR!
- Detaylar
- Kategori: Köşe Yazılarım
- Yayın tarihi: Pazar, 25 Ekim 2015 19:25
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 3383
TELEFON ŞİRKETLERİ
TÜKETİCİLERİN KANINI EMİYOR!
Türkiye’de dolaylı ve doğrudan 50 milyonun üzerindeki insanların, cep telefonu, sabit telefon, internet bağlantısı ve diğer iletişim servis veren firmalar, tüketicilerin kanını bir sülük gibi emiyor. Siyasi iktidar da sözleşmelerde tüketici lehine düzenleme yapamadığından tüketici çok zor durumda kalıyor. Bu konuda iletişimle ilgisi olduğu düşüncesi ile /Bakan olduğu dönemde Sayın Lütfi ELVAN Bey’e iki üç defa uyarı mahiyetinde yazı yazdım ama çok fazla tüketiciler lehine bir düzenleme yapamadı. Bu tür şirketlerin müşteri hizmetlerine ulaşmak telefonla bir dert, faks ve e- mail adreslerini bulmakta zorlanırsınız. Çoğunun da yok. Telefonla e mail adresini isteseniz bile vermezler. Devleti yöneten siyasi iktidar bunların üzerine yaptırımlarla gitmiyor/gidemiyor. İletişim hizmeti veren firmalar, vatandaşı bezdirip usandırıyorlar. Ciddi anlamda tüketicilerin aleyhine olan bir düzenleme var. Mevcut sözleşmeler hizmet veren Kurumlar lehine işliyor. Sözde müşteri hizmetleri göstermelik bir ünite, sorunları çözmüyor, çözemiyor. Tüketiciyi dinlemiyorlar. Bana bir yıl içinde üçü iletişimci diğeri giyecek satan dört firma haksızlık yaptı. Tüketici mahkemesine gittim, dördünde de haklı çıktım ve hakkımı aldım. Bu nedenle yeri gelmişken İstanbul/Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığına ve mensuplarına teşekkür ederim.
Değerli okuyucular! Sözleşme hükümlerine aykırı hareket eden anlı şanlı büyük firmalardan korkmayınız. Kaymakamlıklarda bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne başvurunuz. Onlar size yol gösterip yardımcı olacaklardır. Tüketici yasası, tüketiciyi koruyan bir yasadır, aşağıda anlattığım şekilde müracaatlarınızı yaparsanız. Anlı şanlı, sözde telefon şirketlerini ve internet sağlayıcılarını dize getireceğinizden eminim. Pes etmeyiniz, onlar sizin pes etmeniz için her çareye başvuruyorlar, yöntemler öyle ama tüketici yasası sizden yana.
Tüketici Yasası’nın Kapsamı ve Müracaat Şekli Şöyle:
6502 sayılı Tüketici Kanunu ile birlikte devre tatil, paket tur, kampanyalı satış, kapıdan satış, mesafeli satışlar, tüketici kredisi, konut finansman kredisi, kredi kartları, süreli yayın, abonelik, ayıplı mal, internet servisleri, sabit ve mobil telefonlar… gibi hizmet alınan yerlerdeki kusurlu hizmetler, ayıplı mallar ile ilgili şikayetler illerde Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü, ilçelerde ise Kaymakamlık binalarında bulunan Tüketici Hakem Heyetlerine başvuruda bulunulur.
Aldığınız hizmet ve maldan şikâyetçi olabilmenizi için bir takım ön koşullar vardır.
Tüketici Hakem Heyetlerine yapacağınız başvur esnasında satın aldığınız hizmetin ya da malın değerinin 3 bin lira ve altında olması gerekir. Üç bin liranın üzerinde olan şikâyetlere Tüketici Mahkemeleri bakar.
Tüketici Hakem Heyetlerine Nasıl Başvur Yapılır?
* Öncelikle şikâyet konusunu anlatan bir dilekçe,
* Malın veya hizmetin durumuna göre garanti belgesi
* Fatura, fiş, servis fişi gibi belgeler dilekçe ekine eklenerek bizzat başvuru yapılması gerekiyor.
Şikâyet dilekçesine, satın alınan mal veya hizmetin özelliklerini, mal veya hizmet için ne kadar para ödendiğini, servise verilmiş ise serviste geçen süreyi ve ne yapıldığını, satıcıya veya sağlayıcıya sorunun iletilip iletilmediğini ve en önemlisi seçimlik haklarından hangisinin kullanılacağı ( iade ve ödenen parayı talep etme, yenisi ile değiştirme… ) ayrıntılı olarak yazılmalıdır.
Tüketici Hakem Heyetlerine yapılan başvurularda son yıllarda önemli artışlar sağlanıyor.
2002 yılında 33 bin başvuru
2014 yılının 8 ayında 642 bin kişinin şikâyetlerini değerlendiren hakem heyetleri, 584 bin şikâyeti yani yüzde 91’ini tüketici lehine sonuçlandırdı.
2013 yılında tüketicilerin en çok bankacılık sektöründen şikâyetçi oldular.
Bunda medyanın ve tüketici hakları takip eden hukuk bürolarının payı büyük olduğunu sanıyoruz. Şurası bir gerçek ki vatandaşlarımız tarafından artık bankalara güven, banka gibi, banka gibi sağlam söylemlerini işitmez olduk. Bu güvensizlik ortamını Bankalar Birliği kendi içlerinde yapacakları düzenleme ile ileriki bir zamanda belki de gidermeyi deneyeceklerdir. Diğer yandan sabit ve mobil telefonlar, internet sağlayıcıları gibi kurumlar da tüketicilerin aklın çelerek haksız kazanç sağlama ve tüketime teşvik etme gibi eylemleri ile halkın yaşamlarını kolaylaştıracakları yerde zorlaştırıcı eylemler yapmaya devam etmektedirler. Tüm bu tür kurumlardaki Müşteri Hizmetleri tüketicilerden yana değil kurguları kendilerinden yana düzenlediklerinden tüketici derdini anlatmakta /iletişim sağlamakta oldukça zorlanmaktadır. Böyle kısa bir yorumdan sonra,
Tüketiciler bilinçlendikçe ilçelerde kaymakamlıklarda bulunana Tüketici Hakeme Heyetlerine yukarıda yazdığımız şartlar çerçevesinde müracaat ederek haklarını almaktadırlar. Eksik bilgi, yanlış algı dışında bir Türk vatandaşının alışveriş yaptığı bir firmayı durup dururken şikâyet etmeyi düşündüğünü sanmıyorum.
Sonuç olarak, almış olduğunuz malın faturasını/fişini mutlaka alınız, garanti belgesini, varsa sözleşme şartlarını iyice okuyunuz. Sözleşmede sizden yana hükümler de olacağını ve ilerde bir sorun çıkarsa sizi koruyacağını unutmayınız. 17.10.2015, Hasan ŞİMŞEK
YÖRÜK KARISI VE TAŞELİ MUHTARLARI
- Detaylar
- Kategori: Köşe Yazılarım
- Yayın tarihi: Pazar, 25 Ekim 2015 18:25
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 3322
Sarıkeçililerden olan Pervin Çoban Sarvan’a yazı başlığında Yörük Karısı değil ulu bir “Yörük Anası” demem daha doğru olurdu. Gazetede “ Torosların Bayrak İsmi Pervin Ana “ olarak geçer. Bu Saygın “Yörük Anası” nın adını 3 Nisan 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Pazar Eki’nde gördüm. Ermenek Barajı’nın kendilerine verdiği zararları taa! İstanbullara kadar duyurmuş. Artık o da çevreci HES’ler karşı savaşan on kahramandan biri olarak anılıyor.
Durumu biraz kurcaladım, Habip Çalışkan ve Mustafa Ertaş’ı aradım, onlarla konuşup kafamdaki bilgileri netleştirdim. Sarıkeçililerden olan bu Yörük Anası, yaşam alanlarında verilen tahribatlardan dolayı kendi gücü oranında mücadele ediyor. HES’ler onları da vurmuş. Daha açık bir anlatımla Sarıkeçiler Aşireti sahilden yaylaya çıkarken tek geçit yeri olan Görmel Köprüsü’nden inşaat süresince yaylaklara ve sonbaharda sahillere inemiyor, gelip geçerken Göksu tabanında hayvanlarını doya doya sulayamıyorlar, geçit yerleri kapatıldığından çok sıkıntı ve acı çekiyorlar.
700-800 yıl gelip geçtikleri yolları doğallığını yitirmiş, teknolojinin gücü önlerini tıkamış ve yaşam alanlarını sınırlamış, çoğu yerde de yok etmiş. Aynı şey Kazancı Beldesi ve çevresindeki köyler için Ermenek Barajı inşaatı süresince yaşanmıştı. Kazancı ve çevresindeki köyler baraj inşaatı süresince yaşadıkları mağduriyetlerini kimselere anlatamadılar. Anlattılar da insanlar duymak, anlamak istemedi. Ama bir Yörük Anası olan Pervin Çoban Sarvan, yaşamlarını zehir eden bu durumu portesto edip seslerini ve doğa tahribatını duyurabildi ve adı “On HES Şövalyesi” inden biri, ya da Çevre Savaşçısı olarak tarihe geçti.
Diyeceksiniz ki Sarıkeçili aşiretinin “Ulu Anası” nın Taşeli Yöresi muhtarları ile ne ilişkisi var? Var efendim var!. Muhtarın birini Ermenek Barajı ( Çavuş Muhtarı ) yok etti, yuttu gitti. Sıra diğer muhtarlara ( köylere ) gelecek ama beş, ama on, ama yirmi yıl sonra. Biraz ütopik (Gerçekleştirilmesi mümkün olmayan ) görünse de ne yazık ki Taşeli Yöresi’ndeki bütün su havzaları özelleştirilip şekillendirilerek yöre halkının elinden alındı ve alınacak, istedikleri gibi suyu kullanacaklar.
Bunu HES’ler kanalı ile yapacaklar. Zaten şimdiden Daran ve çevresinde dev inşaat makineleri gece gündüz çalışıyor. HES’ler sudan elektrik üreten tesislerdir. Değirmenler gibi su ile çalışır. Çok daha gelişmiş teknoloji ile yapılan ve geniş ve sarp alanlara kurulup elektrik üreten bu tesisler, her yönü ile doğayı tahrip eden ve doğadaki canlıların yaşam alanlarını sınırlayan ve onların yok olmasına neden olan tesislerdir.
HES’lere ( Hidro Elektrik Santralleri ) on yıl önce böyle bakılmıyordu. Çevreci ve en ucuz elektrik üreten santraller olarak görülüyordu, Hasankeyf’teki Baraj inşaatı, Rize ve Artvin yörelerindeki dereler üzerine kurulan HES’ler bize gösterdi ki bunların yapımı ile doğada büyük tahribat var. Bitki, hayvan ve insanın yaşam alanları daralıyor, yok ediliyor. İşte bu nedenle Rize Halkı, Artvin Halkı HES’lere karşı çok dikkatli ve yapılmamasından yana mücadelye veriyorlar ve yaptırmıyorlar. Daha geçenlerde Fetiyeli köylü kadınların HES’leri rap müziği ile portesto ettiğini hatırlayalım.
Günümüzde ve çok yakın gelecekte Dünya ve Türkiye su yönünden çok sıkıntı yaşıyor ve daha da çok yaşayacak. Önümüzdeki on on beş yıl sonra dünyada su kıtlığı yaşanacağı kesin. Göksu vadisi içindeki derelerin akıp geçtiği küçük vadiler, Hidro Elektrik Santralleri (HES’ler) için ideal alanlardır. Göksu Vadisi içindeki derelerin 15-20 yıl içinde Baraj Gölleri ve Hidro Elektrik Santralleri ile dolacağını söylemek için müneccim olmaya gerek yok.
Bu şu anlama gelir: Ey Muhtarlar! Ya da muhtarlık olarak yönetilen mahalle ve köyler, beldeler, on beş yıl sonra Çavuş Köyü gibi tarih olacağınızı hiç aklınızdan çıkarmadan şimdiden Yörük Anası gibi bilinçlenip mücadele ediniz. TBMM’ye ve İl Genel Meclis’e gönderdiğiniz temsilcilerin dahi bu barajların yapılmasından habere olmayabilir.
Ben bir yazar olarak Hidro Elektrik Santralleri ve barajların yapılmasına karşı değilim. Ülkemizin kalkınıp gelişmesi için mutlaka daha çok enerjiye ihtiyacı olacaktır. Taşeli Yöresi’nin insanları olarak sizler, sizlerin iradesi dışında yörenize yapılan bu tesislerin size ve çevrenize vereceği zararları ve faydaları bilmek zorundasınız. Bunun için şimdiden bilim adamlarından; güvendiğiniz yöneticilerden, Tarım Bakanlığının , Orman ve Çevre Bakanlığının işi bilen temsilcilerinden bilgilenmeniz ve temsilcisi olduğunuz halkı bilgilendirmeniz gerekir.
Tapu ve kadastroda yapılan hatalara bu alanda da düşmeyiniz. İlerde ağlamak, sızlamak, bağırmak çağırmak fayda etmez. Şimdi seçim zamanı köylerinize sizlerin temsilcileri gelecek onlara da bu konuları sorun soruşturunuz. HES’ler ve Barajların yapımı nedeni ile çevre tahribatından sizleri nasıl koruyacaklar? Sizler için ne gibi önlem aldılar? Düşüncelerini öğreniniz. Taşeli Yöresi’nde, her bir muhtar “Ulu Yörük Anası Pervin Çoban Sarvan ” olacak düzeyde kendilerini çevre hakkında duyarlı olmaya hazır hissetmelidir.
Muhtarlar yurdumuzun en demokratik halk temsilcileridir. Doğrudan gücünü halktan alan muhtarların halkı adına çevreyi koruyup kollama ve doğayı koruma adına söyleyeceği çok şey vardır. Gücünüzü fark edin ve ettiriniz. Yakınınızdan geçen her kepçe ve dozeri izleyin ve izletiniz. En büyük doğa katliam araçlarının inşaat makineleri olduğunu unutmayınız.
Hasan ŞİMŞEK
04 04-2011

