Anasayfa
ERMENEK VE TOKİ EVLERİ
- Detaylar
- Kategori: Köşe Yazılarım
- Yayın tarihi: Perşembe, 15 Kasım 2012 00:00
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 2533
ERMENEK VE TOKİ EVLERİ
TOKİ’nin açılımı Toplu Konut İdaresidir. Eski Emlak Bankası’nın ürettiği konutlar ve varlıkları yeni bir şirket kurularak ona devredilmiştir. Bu yeni şirket TOKİ’dir. TOKİ , adı üstünde toplu konut yapar. Kentlerde yapmış oldukları konutlar arsaları nedeni ile başlangıçta çok pahalı idi. TOKİ , zamanla büyük şehirlerde uzak yerlere toplu konut yaparak halkın uzun vadede ve ucuz konut alamsı imkânı sağlandı. Ben de bir TOKİ evinde oturuyorum. Açık artırma ile insanları birbirine vurdura vurdura sattılar, örneğin taksi plakasının bir milyar olduğu zamanda ben 5.5 milyara daire sahibi olabildim. Şimdi plakaların tanesi bir milyona yakın bizim eve göre beş defa katlama yapmış. Devletin buradaki amacı büyük kentlere pahalı konut yapıp oradan sağladığı kârlarla küçük kentlere konut yapıp halkımızın konut ihtiyacını sağlamaktı. TOKİ, bu politikası ile başlangıçta çok başarılı oldu. Zamanla biraz sulandırıldı. Evlerin yapımı sıradan müteahhitlere de verilmeye başlandı. Nitelikli bir marka olan TOKİ, bazı yerleşim yerlerinde niteliksiz müteahhitlerin yaptığı inşaatlar nedeni ile güven kaybetti. Benim bu yazdıklarım konuya biri girişti. Şimdi esas konumuza ERMENEK TOKİ’ye gelelim. Bilyorum ki Belediye Başkanımız Sayın Necati Akpınar bu konuda çok muzdarip olduğunu sanıyorum. Bozkır’da ve Hadim’de TOKİ’ler on yıl önceleri yapıldı, Sarıveliler’de bitti iki yıldır insanlar içinde ful oturuyorlar. Ermenek’te henüz temeli atılmadı. Her şeyde bir hayır vardır derler. TOKİ’nin ihalesi verilip temel atma aşamasına gelince, biz pişmiş aşa su katmayalım düşüncesi ile aşağıda yazacağımız düşüncelerimizi açıklama gereği duymamıştık. Şimdi yazmada ve açıklamamda bir beis yoktur sanırım.
Ben mimar, mühendis ve şehir planlamacısı değilim ama görünen köye kılavuz istemez. Ermenek’in kuzeye, güneye büyüme şansı yoktur. Batısı ise yani TOKİ’nin inşa edilecek olduğu yerler, şehircilik anlayışına uygun alanlar değildir, orda ancak kıl keçilerin barınabileceği düzeyde araziler vardır. Ermenek, doğal olarak büyümesini doğuya yani Mut istikametine doğru yapmaktadır. Nitekim benim “Okullar Mahallesi” dediğim Kuruseki tarafları konut yapımına elverişli yerlerdir. Şehir de bu tarafa büyümeye müsaittir. Kuruseki mevkiinde acil konutlara da ihtiyaç vardır. Madem ihale iptal edildi, öyleyse Kuruseki tarafından özel de olsa bir konut yeri bulup toplu konutları o tarafa yapmakta yarar var. Mut yolu güzergâhında yapılacak olan evler, her zaman kira yönünden olsun, malikler tarafından kullanılacak olusun zaman onların lehine olacak diye düşünüyorum.
Sonuç olarak , TOKİ’nin şimdi tespit edilen yere yapılması maliklerin, kiracıların ve şehrin gelişiminin zararına olacaktır.Başlangıçta kötü bir seçim yapılmıştır. Çocukların okullara gitmesi bile başlı başına bir sorun olarak kat maliklerin karşısına çıkacaktır. Ne yapıp yapıp gecikme de olsa TOKİ evlerini Kuruseki tarafına yapmanın Ermenek kenti ve halkı adına daha yararlı olacağını düşünüyorum. Sayın Belediye Başkanı’nın bu konuda arsa bulmada sorumlu davranacağını düşünüyorum. Unutmayalım Ermenek halkının çoğunun eğiliminin de böyle olduğunu sanıyorum. Hazineden arsa sağlanamaz ise özelden temin edilecek arsanın daire fiyatlarına yansıması uzun vadede daire sahiplerinin yararına olacaktır. İhalenin iptal edilmesi TOKİ konutlarının seçim yerinin değiştirilmesi için iyi bir şanstır. 15.11.2012. Hasan ŞİMŞEK
TARİH YAĞMA EDİLMESİN!
- Detaylar
- Kategori: Köşe Yazılarım
- Yayın tarihi: Perşembe, 15 Kasım 2012 00:00
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 2436
TARİH YAĞMA EDİLMESİN!
“Karaman’ın Sesi, Ermenek Haber, Yeşil Ermenek ve Taşeli Haber “ in internet sitelerinde sık sık kaçak kazı haberlerine rastlamak mümkün. En son Göktepe’de 24 Aralık 2012 günü internet sitelerine düşen habere göre “kaçak kazı “ yapılırken insanların suçüstü yakalandığı haberini okuduk.
Kaçak kazı işleri, son 30- 40 yıldır çoğalmaya başladı. Eskiden böyle bir şey yoktu. Elli yıl önceki Roma ve Bizans dönemlerine ait tarihi yerler, mezarlar, antik kentler, bakir hâlde idi. Selçuklu ve Osmanlı döneminde kendilerinden önce yöremizde yaşayan kavimlerin bıraktıkları eserlere el dahi sürülmemişti.
Bu talan, yağma, kaçak kazı, define arma, kısa yoldan zengini olma hayalleri, tarihi eserleri tahrip edip kırıp dökme son 30-40 yılın ürünüdür.
Yerin altındaki ve üstündeki zenginlikler bu ülke insanlarının ortak mirasıdır. Yöreye dışarıdan gelen define avcıları ile yerel işbirlikçileri Taşeli Yöresi’nde açılmadık mezar, tarihi kalıntı ve yerleşim yeri bırakmamışlardır. Arazilere ulaşım için açılan yollar, zirai amaçlı kullanılan kepçeler, bu tahribatı hızlandırmıştır.
Üç yıl önce Başyayla Belediye Başkanımız Sayın Şerafettin Bulgurcu ‘nun daveti üzerine Karamanoğulları beylerinin yaşadıkları dağları gezerken yağmalanan, tahrip edilen tarihi mekanları ve mezarları gördük ve üzüldük. O gezdiğimiz yerleri yazar arkadaşımız Mehmet Şimşek, Ertaş’ın gözü ve sözü ile “ermenek haber”de yayınladı. İsteyen “ermenek haber” sitesinde Mehmet Şimşek imzası ile bulabilir.
2004 yılında ve 2009 yılında Aziz Sokrates Kilisesi ‘ni bulmak için İmparator Zenon’un köyüne gelen İTÜ’den Prof. Dr. Turgut Saner, sonraki gelişinde Büyükü Karapınar yaylasındaki “Kisse Ören Yeri”ndeki Aziz Sokrates Kilisesi’nin temellerinin dozerle nasıl tarümar edildiğini dehşet içinde görür ve fotoğraflar. (1)
Sonuç olarak, devletin koruması altında olan tarihi varlıklarımız insanlarımız tarafından tahrip edilip yok ediliyor. Tarihi varlıklar, kıymetli madenler kadar hatta onlardan daha fazla zenginliklerimizdir. Çünkü bitmez, tükenmez, yöreye turist çeker, gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirastır.
Şurası muhakkak ki, Türkler Taşeli’ne gelmeden orada inançları farklı farklı insanlar yaşardı. Türkler geldikten sonra da yaşamalarını sürdürenler oldu. Farklı inançların eserleri olarak onlara hor bakmak ve onların sürekliliğini önemsememek de sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Taşeli’nde kültür varlıklarımızı koruyan ve yaşatan bir müzenin olmaması ve tarihi kalıntılara karşı içimizde koruma güdüsünün isteksiz olması, İl Kültür Müdürlüğü’nün bu konularda yeterli duyarlılığı gösterememesi gibi nedenlerle tarihi yapılar, figürler, mezarlar ve ören yerler göz göre talan ediliyor.
Asayişi sağlamakla görevli jandarmanın yer altı zenginliklerinin talanını önlemede yeterli olduğu söylenemez. Köy, belde, kent halkının da bilinçli olarak tarihi yağmalayan, talan eden insanlarla iş birliği yapan yerli defineci ya da kaçak kazıcı insanları ve onların işbirlikçilerini eylem öncesi ve eylem aşamasında jandarmaya haber vermesi her vatandaşın bir sorumluluk görevidir. Okul müfredat programlarında bu konularla ilgili geniş bilgiler vardır. Öğretmenlerimizin arkeolojik konularda çok duyarlı olması ve öğrencilerini bilinçlendirmesi beklenir. Eskiden köyün çobanı, bekçisi, korumacısı, deştivanı köy hudutları içindeki dağlarda neler olup bittiğini bilen, köye haber veren insanlarımızdı. Şimdi onar da kalmadı.,
Zor şartlarda, dağ ve kış koşularında görev yapan kolluk kuvvetlerimizi kutlarken, köy muhtarlarımız ve insanlarımızın bu konuda çok duyarlı olması gelecek nesiller adına büyük bir görevdir.
____________________________________________________
Şimşek, Hasan, Köyümü Büyükkarapınar, s.300-301.

