Anasayfa
MEHMET ÇINARLI
- Detaylar
- Kategori: Kim Kimdir?
- Yayın tarihi: Pazartesi, 10 Ağustos 2015 11:48
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 3714
MEHMET ÇINARLI

( 1925-1999 )
1925 yılında Ermenek’te doğdu ilkokulu orada, ortaokulu Konya’da, liseyi Antalya’da yatılı olarak okudu.1948 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Maliye Bakanlığında Devlet memurluğuna başlayıp, çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, 1960 yılında Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdür Yardımcılığına getirildi. Bu görevde iken Amerika Birleşik Devletlerince verilen bir bursu kazanarak ,1961 yılında , sekiz ay süre ile yurt dışına gönderildi.Bu süre içinde Amerikan Üniversitesi’ndeki kamu yönetimi ile ilgili bazı derslere devam etti ve çeşitli eyaletlerinde incelemelerde bulundu.
1964 yılında; Maliye Tetkik Kurul Üyeliği’ne getirilen Çınarlı, 1967 yılında TBMM tarafından Sayıştay üyeliğine seçildi. Bu görevde on dört yıl çalıştıktan sonra,1981 yılında Sayıştay Genel Kurulu’nca Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi. 1990 yılında bu görevde iken emekli oldu.
1942 yılından beri çeşitli gazete ve dergilerde yazı ve şiirleri yayımlanan Çınarlı, 1950 yılından 1980 yılı sonuna kadar Ankara’da çıkarılan, aylık fikir ve sanat dergisi Hisar’ın kurucu ve yöneticilerindendir. Adı geçen derginin başyazıları da genellikle kendisi tarafından kaleme alınmıştır.
1977 yılında, Mısır Hükümeti’nin davet etiği iki Türk yazarından biri olarak Kahire’ye gitmiş; 1980 yılında da Yugoslavya’nın Struga kentinde yapılan uluslararası şiir festivalinde Feyzi Halıcı ile birlikte Türkiye’yi temsil etmiştir.
Şiirlerinden bazıları, İngilizce, Fransızca, Almanca, ve Makedonca’ya da çevrilmiş olan Mehmet Çınarlı’nın kitap hâlinde yayınlanmış olan eserleri şunlardır:
1. Güneş Rengi Kadehlerle (şiir), 2.Gerçek Hayali Aştı (şiir ), 3. Halkımız ve Sanatımız (Denemeler ),4. Yeni Bir Dünya Kurmuşum ( şiirler ), 5. Söylemek Yaraşır (Denemeler ), 6. Sanatçı Dostlarım ( Edebi Hatıra ve Portreler), 7. Zaman Perdesi (şiir ), 8. Hatıraların Işığında ( hatıralar ve gezi notları ), 9. Aynı Yolda ( denemeler, hatıralar ve gezi notları), 10 Mısralarda Gezinti ( edebiyata yeni bir tür getiren orijinal denemeler ),11, Güzelliklere Doyamam ( şiir ).
Bu yazıya kaynak olan eser ise” Altmış Yılın Hikâyesi” adlı kitap, İstanbul “ KİTABEVİ” yayınlarındandır. 1920-1970 yılları arsındaki Ermenek’i ve Ermenek’teki yaşamı anlamak, öğrenmek için iyi bir kaynak olduğu kadar, aynı zamanda bir yeteneğin kendini geliştirmek için verdiği zorlu mücadeleyi de bu kitapta bulacaksınız. Her Taşeli gencinin okumasında fayda olduğu düşüncesiyle.
10.08.2015
Hasan ŞİMŞEK
MEHMET ÇINARLI
Ünlü bir şair, ünlü bir edebiyatçı buna rağmen edebiyat dünyasında hakkettiği yeri bulamamış bir mağdur. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdiği yıllarda 1943-1944 Ankara Halkevi’nin açmış olduğu bir şiir yarışmasına girer. 147 şiir yarışmaya katılır. Şairler toplantısı başkana Ahmet Kudsi Tecer, seçici kurulda şiirleri o gür sesiyle okuyan Behçet Kemal Çağlar da var. Yarışmaya Mehmet Çınarlı “GİDİLMEZ Kİ “ adlı şiiri ile katılır. İlk beşe girer, jüri nazarında birincidir ama onun şiirinin birinci gelmiş olması bazı edebiyat otoriterlerini rahatsız edeceğinden ilk beşe giren şiirde bir sıralama yapamaz jüri( 1). Bu beş şiir broşüre alınacak ve dereceye girenlere ödül verilecekti. Ne şiirler broşürde yayınlanır ne de şairlere ödül verilir. Şairimiz bu olay karşısında çiçeği burnunda bir Mülkiyeli olarak buruktur.30 yıl boyunca arkadaşları ile birlikte çıkardığı HİSAR dergisi ve birlikte yürüttüğü maliyecilik mesleği ve Anayasa Mahkemesi Üyeliği onu ölümsüzleştirmiştir. 1999 depreminden hemen sonra bir kalp krizi geçirerek yaşama veda eden Doktor Osman lakaplı Ermenekli bir sağlık memurunun oğlu olan Mehmet Çınarlı’nın yarışmaya katılan o şiirini birlikte okuyalım:
Yaylaları kapladı kar;
Ne yol geçer, ne kuş uçar.
Toroslar’da bizim diyar,
Yaz gelmeden gidilmez ki!
Çırpınma boş yere gönül,
Su akmadan gürül gürül,
Açılmadan çiğdem, sümbül
Dağlar esir edilmez ki!
Yüklendi de bir kır ata,
Yola çıktı belki posta.
Her gün hesap tuta tuta
Günler artar, eksilmez ki!
Düştüm diye gurbet ele,
Hayatını verdin yele.
Neden açılırsın ele?
Eller derdini bilmez ki!...
Mehmet ÇINARLI
1) 60 Yılın Hikâyesi, s.109, Mehmet Çınarlı, İstanbul, Eylül 1999.
MEHMET ÇINARLI ANILDI
Edebiyat Dergisi Hisar’ın kurcusu hemşehrimiz şair, yazar Mehmet Çınarlı 18 Mayıs 2010 Salı günü İstanbul Beyazıt’taki Orhan Kemal Kütüphanesi’nde edebiyat severler tarafından anıldı. Açılış konuşmasını Orhan Kemal Kütüphanesi Müdürü Ayten Şan’ın yaptığı anmada oturumu Mehmet Nuri Yardım yönetti. Konuşmacı olarak Pervin Öztabağ, Hanife Özer, Ahmet Özdemir, Oya Çınarlı vardı.
Anma salonun sağında Çınarlı’nın eserleri ile güzel bir köşe yapılarak eserleri sergilenmişti. Dinleyiciler bu eserleri inceleyerek yerlerine geçtiler. Önce Emekli Edebiyat Öğretmeni ( Çınarlı’nın baldızı ) Pervin Öztabağ, Çınarlı’nın “ 60. Yıl “ kitabından alıntılar yaparak şairi edebiyatseverlere yorumladı.
Genç bir edebiyat Öğretmeni olan Hanife Özer, Çınarlı üzerine doktora çalışması yapıyor. Hanife Özer, Çınarlı’nın sanatı üzerinde durdu.
Kızı Oya Çınarlı “ Babam Mehmet Çınarlı “ adında bir sunum yaptı ve babasının şiirlerini okudu ve anılarından bahsetti.
ERÇEV’den Vakıf Başkanı Reşit Keskin, Hasan Şimşek ve Faruk İnal’da toplantıya katılanlar arasında yer aldı. Salonun dolu olduğu toplantıda edebiyat severler Çınarlı’nın şiirlerini dinleyerek büyük bir keyif aldılar. Bir Ermenekli olarak Çınarlı’yı anma günü düzenleyen Kütüphane Müdürü Sayın Ayten Şan’ı içtenlikle kutlar başarılarının devamını dileriz. 24.05.2010.
YAŞAT MANAV
- Detaylar
- Kategori: Kim Kimdir?
- Yayın tarihi: Pazar, 19 Temmuz 2015 01:15
- Yazar: hasan-simsek
- Gösterim: 3169
YAŞAT MANAV’IN BEKLENMEDİK ÖLÜMÜ!
( 1937-2015 )
Hüseyin Yaşat MANAV, o bir Ermenekli, ünlü bir mimar. Mut’ta doğduğu için Mutlu da diyebiliriz. Mersin’de iş hayatına başladığı için kendini Mersinli olarak da tanımlar. Orta ve liseyi Konya’da okuduğu için aynı zamanda kendini Konyalı olarak da hisseder. 1972’de İstanbul’a geldiği için İstanbullu da diyebiliriz. Bana ölüm haberini kökü Büyükkarapınar Köyü’nden olan üst düzey bir yönetici emeklisi olan Mersinli Özaydın YALÇIN haber verdi. Hüseyin Yaşat MANAV’ın ölüm haberini aldığım saatte Konya –Bozkır’da kayınpederimin defni ile ilgili çalışma yapıyorduk. Çok arzu ettiğim hâlde H. Yaşat MANAV’ın cenaze törenine katılıp son görevimizi yapma imkânımız olmadı.
Hüseyin Yaşat MANAV 17 Mayıs 1937 yılında Mut’ta doğdu. Babası Ali Manav Mut’ta tanınmış bir tüccardır. Annesi Zehra Hanım ise Hacı Metinler sülalesindendir. Annesi de babası da Ermeneklidir. İlkokulu Mut’ta, orta ve liseyi ise Konya lisesinde okur. Altı yıllık okul yaşamında okulun pansiyonunda kalır. 1956 yılında Konya Lisesi’nde mezun olur. Yüksek öğrenimini İstanbul Teknik Üniversite’de yapar ve 1960 yılında okuldan mimar olarak mezun olur.
Stajını Konya’da sonradan profesör ve dekan olan Mimar Hulusi GÜNGÖR’ün yanında yapar. Onunla olan dostluğu ölünceye kadar devam eder.
H. Yaşat MANAV, Babası Mut’ta oturduğu için iş hayatına Mersin’de başlar. Bir bale öğretmeni olan Bilsev Hanım ile Mersin’de evlenir ve üç evlat sahibi olurlar.
Mimar H. Yaşat MANAV, mimari alanda Mersin’de ilklerin adamdır. Onun adını taşıyan Yaşat Otobüs Durağı onun Mersin kentinde yaptığı işlerin başarısının onurlu bir belgesidir. Yine mimari alanda büyük bir başarı olan Yaşat İş Hanı onun eseridir. Türkiye’de ilk defa yürüyen merdiveni binalarda kullanan odur. O Mersin’de ünlü bir mimar olmuştur, artık oraya sığamaz. Büyük projelerin adamıdır, hayal gücü çok zengindir. Kafasındaki projeleri hayata geçirmek için 1972 yılında İstanbul’a gelir. KORUKENT mimari alanda ilkleri barındıran mahalle gibi büyük bir yapı topluluğu onun hayata geçirdiği büyük, büyük olduğu kadar ünlülere hitap eden bir eseridir. KORUKENT’te kültür, sanat, spor alanlarını iç içedir. Doğal doku bozulmadan, yeşil alanlar kıyılmadan ağaçlar arasında hayata geçirilmiş zamanına göre devasa bir projedir. O, kültürü, sanatı, sporu ve doğayı mimarı ile bütünleştiren sosyal yönü ideal dinelecek kadar kuvvetli bir mimardı.
Ben Yaşat MANAV’ı ERÇEV kurulduktan birkaç yıl sonra tanıdım. Bizim etkinliklerimize ve umumi toplantılarımıza isteyerek katılırdı. Sosyal etkinliği geniş bir yelpazede dağılmış olan rahmetli Yaşat MANAV, çalışmalarımızda ve etkinliklerimizde bize hep pozitif enerji verdiği gibi aynı zamanda burs verme konusunda da ilk başlarda hep yer aldı. O yalnız ERÇEV’de değil, Mersinliler Derneği’nde Karamanlılar ve Konyalılar Vakfı’nda hep o vardır. Yardım severlilikte öğrencilere burs verme konusunda hep ilk sıralarda yer almış değerli bir aydın kişi idi.
İstanbul’a gelince Hürriyet gazetesinin 19 Temmuz 2015 tarihli sayısında Darülaceze Vakfı’nın da kurcu ve bağışçı üyesi olduğunu öğrendim. Bir dönem yönetim kurulu üyeliği de yapmış.
Her yıl KORUKENT denilen büyük mekânda Konya Liselilere yemek verir öğretmen ve öğrencileri bir arada buluşturmanın mutluluğunu yaşardı. ERÇEV davetlerinin dışında yapılan bu yemekli ve BOĞAZ gezili yemeklerine bir iki defa ben de bulundum. Liseli arkadaşları içinde çok sayıda Profesör, General ve başaralı iş adamları ve siyasiler vardı. Paylaşmayı, misafirperverliği çok severdi. Yüzünde gülücükler hiç eksik olmazdı. Kompleksi olmayan, öz güveni yüksek bir kişilik yapısı vardı. Bir yıl önce çok yakın bir arkadaş grubu ile beni de tekne gezisine Bodrum’a davet edeceğini söylemişti. Bu projeyi gerçekleştirmesi kısmet olmadı.
ERÇEV ile olan ilişkilerini Yeşil Ermenek’te ve ERÇEV’in haber bülteni olan “Ermenek Vakfı’nın Sesi “ bülteninde yazmıştım. ERÇEV’e maddi ve manevi büyük katkıları oldu. Genel kurullarına katılmayı bir ödev saydı. Üyeleri çalışmalarda teşvik etti. Son yolculuğunda, bayram tatili olması nedeni ile ona görevimizi yeterli ölçüde yapamadığımızın üzüntüsünü yaşıyoruz.
Sonuç olarak, Konya, Karaman ve Mersin vakıf ve dernekleri yardımsever bir üyesini kaybetti. Umarım onun hayatta yardım kurumlarına gösterdiği ilgiyi bundan sonra onu çeşitli yönleriyle anarak adı geçen kurumlar gösterir. Hüseyin Yaşat MANAV dostları tarafından öldükten sonra da yaşatılmalı ve anılmalıdır. Ruhu şad olsun, Allah kabir azabından korusun.
19.07.2015. Hasan ŞİMŞEK
YAŞAT MANAV BEYİN KORUKENT’İ
Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu yakasından Karşıya geçerken köprünün bitiminde sağdaki eğimli koruda yer alan evlerin bulunduğu yere KORUKENT denir. Buranın yaratıcıcı Hüseyin Yaşat Manav, o bir Ermenekli. Babası Mut’a göçtüğü için kendini Mut’lu ( Mersinli ) olarak da kabul eder. Ama Mersin, Karaman ve Konya arasında dolaşır durur. Yani üçünden de vaz geçemez. Liseyi Konya’da okumuştur. Tüm Konyalı aydınlar onun arkadaşı ya da dostudur. O, 1950’li yılın başlarındaki lise hayatını Yaşat Manav şöyle anlatır:
“ Yatakhanemizde soba yoktu. Kışın – 17 dereceleri sobasız yatakhanelerde geçirdik. Soğuk yatağın içine girmek başlı başına bir hadiseydi. Hepimiz hazır olur 1,2, 3…diyerek hep birden aynı anda yatağa girerdik. Sonradan zangır zangır bir titreme. Yorgan ve battaniyeyi önce bir tarafımızdan altımıza koyar, sonra öbür tarafını sıkıca altımıza koyar kendimizi sıkıca sarmalanmış bir şeklide kalıp, başımızı da yünlü bir başlığa geçirerek sadece gözlerimizle nefes almaya yetecek kadar ağzımız ve burnumuz açıkta olduğu halde rüyalara dalmaya çalışırsınız…”
İşte bu şartlarda Konya Lisesi’ni bitirir Yaşat Manav, babası varlıklı da olsa kaldığı okul ve ülke şartları anlattığı gibidir. O yıllarda Konya Lisesi havalı bir lisedir. Mezunlarının hepsi Teknik Üniversite, Tıp Fakültesi vb birinci derecede tercih yapılan okullara öğrenciler girebilmektedir. Yaşat Manav bu yıl Konya Liselilerin mezuniyetinin 60 yılını ve Teknik Üniversite’ye girişinin 60 yılını arkadaşları ile birlikte KORUKENT’te 30 Mayıs 2010 Cumartesi günü kutladı. Arkaşları ile birlikte olup eski günleri yâd etmeyi tam otuz beş yıldır gelenek hâline getirmişler. Yaşat Manav Korukent toplantılarına sonraki yıllar
*İTÜ’den mimar arkadaşlarını,
*Mersinliler Derneği üyelerini,
*ERÇEV’i de bu gelenksel toplantılara dahil etmiştir.
*ERÇEV, birkaç toplantısını Korukent’te Yaşat Manav’ın himayesinde ve mekânında yapmıştır.
KORUKENT, alanında bir ilk ve iyi bir örnektir. Özgün bir yapılaşma özelliği vardır. Daha sonraki yıllar Korukent’ten esinlenerek yapılan mekânlar çoktur. Korukent, Yaşat Manav’ın mimari alanındaki önemli ve havalı eserlerinden biridir. Adı üstünde ağaçlar arasında bir korunun içinde, doğa ile iç içe konutların ve spor komplekslerinin bulunduğu bir sitedir. İstanbul sosyetesi tarafından aranan ve tercih edilen mekânların başında gelir. İşte bu yıl da Konya Liselilerin 1956 mezunları 39 Mayıs 2010 Cumartesi günü saat 10..00’de burada toplandılar. Yaşat Bey, konuklarını ağırlarken biraz yorulsa da eski anılar, fıkralar ve devre arkadaşlarının memnuniyeti onun yorgunluğunu fazlası ile aldı.
Sonuç olarak Sayın Yaşat Manav 60. yılların kutlaması bitmez diyor, ortaokulu bitirişlerinin 60 ylı, liseyi bitirişlerinin 60. yılı İTÜ Mimarlığın bitirilişinin 60. yılı hep birlikte kutlanacak diye arkadaşlarına mutluluğunu ifade ediyor. ( 1)
Yaşat Manav, Erçev’in çok değerli bir mütevellisi her yıl on öğrenciye burs veriyor. ERÇEV’in bütün toplantılarına da katılıyor. Kendisine Allah’tan sağlıklı ömürler dileriz.
31.05.2010
Hasan ŞİMŞEK
________________________________________________________________
Yaşat Manav’ı 2015 Ağustosunda kaybettik, Allah’ın rahmeti üzerine olsun!
Mehmet Bildirici İstanbul 14.06.2003

